Önder Karataş Yazdı: Kapı Aralığından

avatar

Dolunay Aker

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

KAPI ARALIĞINDAN /ŞİİR /UTKUN BÜYÜKAŞIK

1989 Bahar İşçi Eylemleri’nin uyandırdığı ilk kuşaktı “doksanlı yıllar” kuşağı. Toplumun üzerindeki ölü toprağını el yordamıyla ilk eşeleyen, sorgulayan bir kuşaktan söz ediyoruz. El yordamı diyoruz çünkü “meşru zemin” dışında tutunacak pek dalı olmayan, uzun süreli ümitsizliği hesapsızca elinin tersiyle iten bir kuşaktır.

Şairin sosyal aidiyetini düşünmenin, şiirini anlama çabasında “ağacın köküne inmek” anlamına geleceği aşikâr. Çocukluğuna olmasa bile “gençliğine inmek” diyelim.

yorar kimi sorular insanı / yanıtlanmazsa zamanında “ dizeleri bu dönemsel birikimin tamamına erdirdiği bir dile işaret ediyor. Yalınlığın, sıradanlığı mağlup ettiği bir şiir destesinden söz ediyoruz. İnce bir kır demeti değil de,  ondan fazlası. Zira “taşra ile kent” kavramları, şiirde birbiriyle barışık olmayı öğrenmiştir artık.

“kim ararsa yokum diyen / sönmüş yanardağım çoktan”

Bir yanardağ sönse bile dağ olmayı sürdürür. Ürkünç olmak yerine güzelleşir de.

“ürkektim bir zamanlar / bulandırmak istemezdim suları”  dizeleri, şairdeki incelik ve sakınmanın bilgi ve deneyimle başka işlere koşulabildiğine işaret ediyor.

Şair, eğitimci yanıyla kitabın hiçbir sayfasında “öğretici dil” kusuru etmiyor. Ki şiirde en olmayacak şey değil midir?

”ne çok şarap içmişim / ne çok aşka değmiştim / birden fazla kurşunu / kendimde denemiştim” derken şair, şarap imgesinin “esrime” kavramıyla özdeşliği  yerine “damarlarında denemek bir serumu” çağrışımlarına yöneliyor. Farklı yolları adımlayan iki şiir birbiriyle karşılaşıp selamlaşıyor aynı dilden…

“yoruldu ağzım / aynı ıslıktan / öperek değiştir” öbeğindeki sözcük tasarrufu, bir şiir bedeninin eklemlerini, kanını, soluk alışverişini ölçmemize olanak sağlıyor. Bildik, sıradan sözcüklerle şaşırtıcı, duru ve etkili imgeler beliriyor sık sık…

Ve “elma kokusu…”

“düşündüm / ne zamandır tenha tenim / üzerimde kırık testiler denedim / saklama kaplarına / buzdolaplarına sığdı bedenim”

Bir kitabın ve hatta toplamda dönüp dolaşan bir şiirin dönüp dolaşıp söylemeye çalıştığı şey bir “sayıklama” değilse hesap muhakkak tutar. Şair, sonunda söylemek yerine kitabın kalbine yerleştiriyor asıl söyleyeceğini.  Ki kalp atışları her yandan duyulsun.

“bir katilin ellerinden öpüyorlar / doğduğun topraklarda”

“nerede bir saat görsem / asılı duvarına garın / sızlar içim”

Çoklu ölümlerin birbiri arasındaki bağları şiirinde yeniden kuran şair, çağını yorumlarken yaslandığı duyarlılığı devretmeyi seçmiyor, paylaşmaya, çoğaltmaya çağırıyor.

kum saatim gitgide boşalıyor / gidişinmiş yaşımı yaşıma yaklaştıran”

                                                                                              Önder Karataş 

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.
  • Selman Büyükaşık
    2 hafta önce

    Bir babanın, oğlunun şiirini böyle detinlikli ve yalın bir degerlndirme karşısında duygulanmaması olanaksız. Gurur duyarken sayın eleştirmeni ayakta alkışlıyorum.

    yorum beğen

Sıradaki içerik:

Önder Karataş Yazdı: Kapı Aralığından