Direnişin başka türlüsünü bilmiyorum. İnsanlığımı arıyorum kendimde. İşte benim için yazmak bu.

avatar

Abdullah Turan

  • e 1

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

A.T.: Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

Bedirhan Kurt. Öylece eksiz, sıfatsız, unvansız. Soruyu yaşam öyküm anlamında düşünürsek burada da anlatacak pek bir şey yok aslında. Ankara’da doğdum, biraz sıkıcı bir hayat yaşayıp bunu renklendirmeye karar verdim. Aslına bakarsanız bu kadar. Bir de eğitim var tabii. Ankara Sosyal Bilimler Lisesi’nde okudum. Ardından Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi eğitimi aldım. Şu anda serbest çalışan kitap editörüyüm.

A.T.: Yazmaya nasıl başladınız? Ne zamandan beri yazıyorsunuz?

B.K.: Şiir yazmaya okul sıralarında başladım. Ankara Sosyal Bilimler Lisesi büyük bir şanstı benim için. Hocalarıyla, okul kültürüyle ve orada geçirdiğim her bir an ile. Ama nasıl başladığım konusu gerçekten çok karmaşık. Çoğu zaman anlatmakta zorlandığım bir konudur. Birkaç farklı koldan tetiklendim yazmak için. Edebiyat dersleri, okumalarım, kendini keşfetme çabası. Bunların yanında bir de ata sporumuz olan kızlara manzumeler yazmak var tabii. Şu anda hâlâ ceremesini çektiğim bir durum bu. Sevmediğim şiirlerimin neredeyse hepsi bu kategoride çünkü. Bunların çoğu da yayınlandı. Ne şiirdir, ne şiir değildir, şiir nasıl olmalıdır gibi sorulara kendinizce verebileceğiniz cevaplarınız yokken şiir adı altında bir şeyler yazmışsanız bu uzun bir süre yakanızı bırakmıyor. Biraz olumsuz bir tablo çizdim ama bu bir anlamda da bir şeyler yazmak isteyen dostlar için bir deneyim aktarımı niteliği taşısın istiyorum. Sorunun özünden daha fazla uzaklaşmadan yanıtlayayım. 10 yıldan fazla geçmiştir ilk kez bir şeyler yazmaya çalışmamın üstünden.

A.T.: İlk kitabınızı ne zaman yazdınız? Yayınlanma süreci hakkında bilgi verir misiniz?

B.K.: Yayınlanan ilk kitabım Saatlerimizi Ayarlayalım. Mayıs 2018’de yayınlandı. Yıllarca yazdıklarımdan bir derlemeydi. Çoğu ilk kez yayınlanan şiirlerdi. Bir kısmı da daha önce kişisel sayfalarımda veya öğrenciyken çıkardığımız dergilerde ve fanzinlerde yayınlanmıştı. Kitap hâline getirme fikrini yakın zamanda burada röportajı yayınlanan değerli dostum Müslim Akil Avci verdi. O dönemde o da Üç Ok’u yazmakla meşguldü. Bu fikrin kafama yatmasıyla yayınevlerini tanımaya başladım yavaş yavaş. Okur olarak tanıdığım yayınevleri vardı ama işin mutfağı çok daha farklı. İkinci kitabım Kayıp Vakitler Teleskobu’nda pek zorluk çekmesem de yazdıklarınızı yayınlamanın yazmak kadar zor bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Bu kadar kötüsüne hiç şahit olmadım ama yazılarını yayınlamaya çalışırken dolandırılanlar bile duyuyorum. Bu bir yana yayıncılık giderek ilkelerini soyunuyor. Sektör bundan kazanıyor. Asıl rahatsız edici olan bu. Yoksa birkaç dolandırıcılık, birkaç iş ahlakına uymayan çalışma örneği değil yayıncılığı kuyuya iten. Tabii iyi yayıncıların da hakkını yememek lazım. Zaten biraz vizyonu olanlar bu ilkesizleşmenin nihayetinde kendilerine zarar vereceğini fark ediyor. Yine sorudan uzaklaşıyorum gibi görünüyor. Öyle değil. Kısa süre sonra kitap yayınlamakla bir şekilde temas ettiğim yayıncılığın içinde buldum kendimi.

A.T.: Yazmak sizin için ne ifade ediyor?

B.K.: Yazmak yalnız bir şey ifade ediyor: Ben derdimi anlatmak için yazmaktan daha iyi bir yol bilmiyorum ya da bir başka biçimde anlatmaya çalıştığımda yüzme bilmeden derinlere atlıyormuş gibi hissediyorum. Öte yandan yazmamak çok daha fazlasını ifade ediyor. Yazmadığımda veya yazamadığımda yaşamın gereksizliğini fark edecek vaktim oluyor. Dolayısıyla kendimi kendimden korumak için yazmak zorundayım. Sonra kendimi senden, kendimi sizden ve onlardan… Direnişin başka türlüsünü bilmiyorum. İnsanlığımı arıyorum kendimde. İşte benim için yazmak bu.

A.T.: Şu an da yazmakta olduğunuz bir kitap var mı?

B.K.: Hazır bir şiir dosyam var. Şiirimi biraz daha oturaklı bulduğum bir dosya. Hem değindiğim konular hem de şiir teorisi bakımından söylenebilir bu. Fakat şu an için onu yayınlamayı düşünmüyorum. Bir de roman çalışmam var. Henüz tam olgunluğa erişmedi ama politik bir kurgu. Bir devrimi konu alıyor. Beni bu romana bağlayan şey karakterlerin çok yakından tanıdığım kişilerden esinlenilerek yaratılmış olması ve tabii toplumun bir değişime ihtiyaç duyduğunu derinden hissetmem. Bitirir bitirmez yayınlamayı düşündüğüm bir çalışma. Fakat lisans eğitimimden kalan bilgilerin üzerine bir şeyler koymamı gerektiriyor. Bir süre siyaset bilimi çalıştıktan sonra daha hızlı sonuç alacağımı düşünüyorum.

A.T.: Okumalar yapıyor musunuz?

B.K.: Elbette. Edebî ve akademik okumalar yapıyorum. Şu sıralar Türk Edebiyatı’nda günceli yakalamaya çalışmak gibi bir amacı var okumalarımın. Maalesef güncele biraz uzak kaldım. Bir yandan da okuma ile yazma arasındaki klişe bağlantıya pek inanmıyorum. Edebî okumalarımın temel hedefi okunması gereken yüzlerce yazarı, bu yazarların kalemlerini tanımaya ve edebiyatımızın yolculuğuna şahit olmaya çalışmaktan ibaret. Bu yüzden salt edebî zevk için okuduğum yazarlar çok nadirdir.

A.T.: Okuduğunuz hangi kitabı yazmış olmayı isterdiniz?

B.K.: Açıkçası bu çok zor bir soru. Şiir için bu soruya belli bir cevap veremeyeceğim. Hangi kitabı söylesem diğerleri geceleri rüyama girer. Fakat Attilâ İlhan şiirine duyduğum hayranlığı da saklayacak değilim. Kitap değil ama Attilâ İlhan’ın Kaptan şiirini yazmış olmak isterdim. Hem şiirsel olarak hem de onun Paris günlerine belki de imreniyor olduğumdan.

Diğer türler içinde de okumaktan en çok keyif aldığım tür roman. Sevdiğim hatta bir parçası olmak istediğim çok fazla roman var. Bunlardan bazılarını yazmış olmak isteyebileceğim gibi bazılarının içinde bir karakter olmak, bazılarının editörü olmak hatta bazen romanın kendisini içimde barındırmak isterdim. Bazılarınınsa yalnızca okuru olmaktan çok mutluyum. Mesela Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı olmak isterdim. Daha doğrusu Bay C. olmak isterdim. Peyami Safa’nın Yalnızız romanını ilk gençliğimde okudum. Kitabı hatırlamıyorum ve tekrar okumaya korkuyorum. Hayatımda en çok etkilendiğim kitaplardan biridir. Yazarı olmak değil de kitabın hazırlanış sürecinde yazarla birlikte çalışmak, sürece şahit olmak isterdim. Bunlar ilk aklıma gelenler oldu. Sayabileceğim daha onlarca kitap var. Yazmış olmak isteyebileceğim hiçbir kitabı söylemedim ama onlar şimdilik bana kalsın.

Sıradaki içerik:

Direnişin başka türlüsünü bilmiyorum. İnsanlığımı arıyorum kendimde. İşte benim için yazmak bu.